29 Eylül 2015 Salı

Finlandiya Atık Bölgesi

finlandiya'nın nükleer atıklarını depolamak için onkalo isimli bir bölgede devasa bir tesis kuruyor olması. bu şekliyle insana çok da uçuk gelmiyor bu düşünce ama bu tesis 1994'te planlanmaya başlandı; ilgili bölge 2000 de seçilip yapılmaya başlandı ve 2100 yılında tamamlanması bekleniyor. tamamlanmasının ardından nükleer atıklar burada depolanmış şekilde mühürlenip, kapatılacak. hedef bu atıkların 100.000 yıl burada saklanması yani "sonsuza kadar". sonsuza kadar kısmı hala çoğunuza abartı geliyor değil mi? okumaya devam öyleyse. 

10-12 bin yıllık insanlık tarihi düşünüldüğünde 100.000 yıl hayal ya da tahmin edilemeyecek bir süre ve böylesine ciddi bir tehlikenin -dünya üzerindeki en tehlikeli silahın- bu kadar uzun süre burada saklanabileceği bilim adamları ya da uzmanlarca sadece "umulabiliyor" ve bu insanlar burada hiçbir şekilde emin olmadıkları, olamayacakları dev bir iş yapıyorlar. yerin altına dev bir şehir kuruyorlar. doğal olarak; hayati önem taşıyan bu proje mümkün olduğunca gözlerden ırak yürütülüyor. işin bir diğer boyutuysa; onkalo ilk kalıcı nükleer atık tesisimiz ve 2100 yılında mühürlendiğinde elimizdeki nükleer artıkların sadece bir kısmını tutacak. bu atıkları toprak üzerinden saklamak için deprem, volkan gibi doğal afetlerden ve gelecek nesillerden/türlerden uzak tutacak birçok onkalo inşa etmemiz gerekecek. 

amaç, gelecek nesillere hatta belki de insandan sonra dünyada yaşayacak diğer türlere herhangi bir tehlike yaratmayacak şekilde bu atıkları saklamak. bu tehlikeli maddeleri bu kadar uzun süre saklayabilecek koşulları oluşturmak bir yana ayrı bir sorun daha var;
gelecek nesillere ya da türlere buradaki tehlikeyi anlatacak işaret ya da mesaj bulabilmek. 

herhangi bir levha ya da benzeri bu durumda tamamen anlamsız. düşünsenize; bizden sadece binlerce yıl önce yaşayan, kendi türümüz olan insanların bize bıraktıkları işaretleri anlamamız yeterince zaman aldı ve hala anlayamadıklarımız var. başka bir örnek; yunuslar. yunusların çıkardığı sesler incelendiğinde (kelime olarak düşünüldüğünde) bir alfabeye dayalı olarak konuştukları bilimsel olarak ispatlanmış durumda. yıllardır beraber yaşadığımız kendi dünyamızdaki bir canlıyı dahi anlayamazken, uzaydan gelebilecek ya da bizden sonraki nesillere ya da türlere anlayacakları dilde bir işaret bırak konusunda son derece aciziz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder